İçeriğe geç

Terör Zararlarında Mirasçıların Başvuru Süresi: AYM’nin 5233 Sayılı Kanun Kararı

İçindekiler
Kararın künyesi ve sonucu Uyuşmazlık neydi? Mahkeme başvuru süresini neden iptal etti? Maktu ödeme neden Anayasa’ya aykırı bulunmadı? Karar uygulamada ne değiştiriyor? Sık sorulan sorular

Anayasa Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/116, K.2025/151 sayılı kararı, terör olayları nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin mirasçılarının 5233 sayılı Kanun’a göre valiliğe başvururken bağlı oldukları altmış gün ve bir yıllık süreyi Anayasa’ya aykırı buldu. Karar 10 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve iptal hükmü dokuz ay sonra, 10 Eylül 2026’da yürürlüğe girdi. Aynı kararda, ölüm hâlinde mirasçılara yapılan maktu nakdî ödemeye ilişkin kural ise Anayasa’ya aykırı bulunmadı.

Kararın künyesi ve sonucu

İncelenen kural Sonuç Oy durumu
5233 s. Kanun m.6/1, birinci cümle: “…veya mirasçılarının…” ibaresi (60 gün / 1 yıl başvuru süresi) İptal; Resmî Gazete’de yayımdan 9 ay sonra yürürlüğe girer Oybirliği
5233 s. Kanun m.9/1: ölüm hâlinde mirasçılara (7000) gösterge × memur aylık katsayısının elli katı tutarında nakdî ödeme İtirazın reddi Oyçokluğu (bir karşıoy)
  • Başvuran: Mardin 1. İdare Mahkemesi (somut norm denetimi)
  • Karar tarihi: 10.07.2025
  • Resmî Gazete: 10.12.2025, sayı 33103
  • İptal hükmünün yürürlük tarihi: 10.09.2026

Uyuşmazlık neydi?

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör olayları veya terörle mücadele kapsamındaki faaliyetler nedeniyle uğranılan maddi zararların, dava açmaya gerek kalmadan valilik bünyesindeki zarar tespit komisyonlarınca sulh yoluyla karşılanmasını öngörür. Kanun’un 6. maddesine göre zarar görenin, mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin olayı öğrenmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olaydan itibaren bir yıl içinde valiliğe başvurması gerekir; bu sürelerden sonra yapılan başvurular kabul edilmez.

Öte yandan idarenin eylemlerinden doğan zararlar için genel yol, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesidir. Bu maddeye göre zarar görenler, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurabilir ve ret üzerine tam yargı davası açabilir. Terör olayında idarenin hizmet kusuru varsa uygulanacak yol 2577 sayılı Kanun’dur; kusur yoksa ve zarar sosyal risk ilkesine göre karşılanacaksa 5233 sayılı Kanun devreye girer.

Sorun şuydu: Bir ölüm olayında idarenin kusurlu olup olmadığı çoğu zaman olayın hemen ardından bilinemez. Bu husus ancak savcılık soruşturması, bilirkişi incelemesi veya açılan tam yargı davasında yapılan araştırma sonunda ortaya çıkar. Mirasçılar idarenin kusurlu olduğunu düşünerek 2577 sayılı Kanun’a göre dava açtığında, yargılama sırasında olayın aslında 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı anlaşılırsa, dava altmış gün ve bir yıllık sürenin geçirildiği gerekçesiyle reddediliyordu.

Mahkeme başvuru süresini neden iptal etti?

Anayasa Mahkemesi kuralı mahkemeye erişim hakkı (Anayasa m.36) ve temel hakların sınırlanmasına ilişkin ölçütler (Anayasa m.13) yönünden inceledi. Gerekçenin özü şöyle özetlenebilir:

  • Başvuru süresi, dava açma imkânını da etkilediği için mahkemeye erişim hakkını sınırlayan bir kuraldır. Böyle bir sınırlamanın kanunla yapılması yetmez; kuralın belirli ve öngörülebilir olması da gerekir.
  • Terör olaylarından zarar görenlerin, en baştan idarenin kusurlu olup olmadığını veya sosyal risk ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağını bilerek doğru yola başvurmaları beklenemez.
  • Kanun’da, 2577 sayılı Kanun’a göre açılmış davalarda hak kaybını önleyecek asgari bir güvence bulunmamaktadır.
  • Dolayısıyla mirasçıların 5233 sayılı Kanun’daki altmış gün ve bir yıllık sürelere mi, yoksa 2577 sayılı Kanun’daki bir ve beş yıllık sürelere mi tabi olduğu öngörülebilir değildir; kural kanunilik şartını taşımamaktadır.

Mahkeme, iptalin doğuracağı boşluğun doldurulması için yasama organına süre tanıyarak iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu yazının hazırlandığı tarihte mevzuat.gov.tr’deki güncel metinde “veya mirasçılarının” ibaresi çıkarılmış, yerine yeni bir süre düzenlemesi yapılmamıştır.

Kararın kapsamı, itiraz yoluna başvuran mahkemedeki davayla sınırlıdır. Bu nedenle inceleme yalnızca “mirasçılar” ibaresi yönünden yapılmış; zarar görenin kendisi ve yetkili temsilciler bakımından süre kuralı incelenmemiştir. Yaralanma ve maddi zararlarda zarar görenin kendisi için altmış gün ve bir yıllık süre hâlâ yürürlüktedir.

Maktu ödeme neden Anayasa’ya aykırı bulunmadı?

Kanun’un 9. maddesine göre ölüm hâlinde mirasçılara, (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunan tutarın elli katı ödenir. Başvuran mahkeme, bu maktu tutarın gerçek zararı karşılamaktan uzak olduğunu ileri sürmüştü.

Mahkeme çoğunluğu bu görüşü kabul etmedi. Gerekçeye göre 5233 sayılı Kanun, idarenin kusurunun ve zararla idari eylem arasında nedensellik bağının bulunmadığı durumlara özgü, sosyal risk ilkesine dayanan bir yoldur. İdarenin kusuru varsa gerçek zarar 2577 sayılı Kanun’a göre ayrıca istenebilir; manevi tazminat da 5233 sayılı Kanun’un kapsamında olmadığından genel hükümlere göre talep edilebilir. Ayrıca ödeme, onay tarihindeki gösterge ve katsayıya göre hesaplandığından ekonomik değişime belirli ölçüde uyum sağlanmaktadır.

Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan karşıoy yazısında, kanunla belirli bir ödeme hakkı tanındığında bu ödemenin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, gerçek zarar hesabıyla bulunan tutarlar ile maktu tutar arasındaki ölçüsüzlük nedeniyle kuralın iptal edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Karar uygulamada ne değiştiriyor?

  • Mirasçıların 5233 başvurusu: 10 Eylül 2026’dan itibaren mirasçılar için Kanun’da açık bir başvuru süresi kalmamıştır. Yeni bir yasal düzenleme yapılıp yapılmayacağı ve valiliklerin bu dönemde hangi süreyi uygulayacağı henüz netleşmemiştir. Bu nedenle mümkünse başvurunun yine olaydan itibaren bir yıl içinde yapılması en güvenli yoldur.
  • Hizmet kusuru iddiası: Olayda idarenin önleme yükümlülüğünü yerine getirmediği, istihbarat veya güvenlik tedbirlerinde eksiklik bulunduğu düşünülüyorsa 2577 sayılı Kanun m.13’teki bir ve beş yıllık süreler içinde idareye başvurulmalı ve tam yargı davası açılmalıdır. Anayasa Mahkemesi de gerekçesinde dava açma süresinin, ilgililerin soruşturma sonucunda kusurun varlığını öğrendiği tarihten başlayabileceğine işaret etmiştir.
  • Manevi tazminat: 5233 sayılı Kanun yalnızca maddi zararları kapsar. Manevi tazminat, 2577 sayılı Kanun m.13 çerçevesinde ayrıca talep edilir.
  • Sürelerin durması: Dava açma süresi içinde 5233 sayılı Kanun’a göre yapılan başvuru, nihai işlemin tebliğine kadar genel hükümlere göre dava açma sürelerini durdurur (m.6, son fıkra).
  • Maktu tutar: Ölüm hâlinde 5233 sayılı Kanun’a göre yapılan ödeme sabit formüle bağlı kalmaya devam etmektedir. Gerçek zararın tamamı, idarenin kusuru ispatlanabildiği ölçüde tam yargı davasıyla istenebilir.

Sık sorulan sorular

Terör olayında yakınımı kaybettim, valiliğe başvuru süresini kaçırdım. Artık hiçbir şey yapamaz mıyım?

Anayasa Mahkemesi’nin E.2024/116, K.2025/151 sayılı kararıyla mirasçılar için öngörülen altmış gün ve bir yıllık süre 10 Eylül 2026’dan itibaren yürürlükten kalkmıştır. Ayrıca idarenin hizmet kusuru varsa 2577 sayılı Kanun’daki bir ve beş yıllık süreler içinde tam yargı davası açılabilir. Somut olayda hangi yolun ve sürenin uygulanacağı ayrıca incelenmelidir.

5233 sayılı Kanun’a göre ödeme alırsam idareye ayrıca dava açabilir miyim?

5233 sayılı Kanun maddi zararların sosyal risk ilkesine göre karşılanmasını düzenler. Manevi tazminat bu Kanun’un kapsamında değildir ve 2577 sayılı Kanun’a göre ayrıca istenebilir. İdarenin kusuru varsa gerçek zararın karşılanması için de tam yargı yolu açıktır; ancak aynı zarar için iki kez ödeme alınamaz, yapılan ödemeler hesaptan düşülür.

Ölüm hâlinde 5233 sayılı Kanun’a göre ne kadar ödeme yapılır?

Kanun’un 9. maddesine göre (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunan tutarın elli katı ödenir. Hesaplamada valinin veya Bakanın onay tarihindeki gösterge ve katsayı esas alınır. Anayasa Mahkemesi bu maktu ödemeyi Anayasa’ya aykırı bulmamıştır.

İptal kararı devam eden davaları etkiler mi?

İptal kararları kural olarak geriye yürümez; ancak iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan davalarda uygulanacak kural ortadan kalkmış olur. Süre nedeniyle reddedilen veya reddedilme riski bulunan dosyalarda kararın etkisi, dosyanın aşamasına göre değerlendirilmelidir.

Bu yazı, Anayasa Mahkemesi’nin 10.07.2025 tarihli ve E.2024/116, K.2025/151 sayılı kararı (RG 10.12.2025, 33103) ile 17 Ekim 2026 tarihli mevzuata göre hazırlanmıştır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Somut uyuşmazlığınız için bir avukata danışmanız önerilir. Yazı yayım tarihindeki mevzuat ve uygulamaya göre hazırlanmış olup sonraki değişiklikleri yansıtmayabilir.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

Üsküdar'daki büromuzda randevu ile görüşebilirsiniz. Talebinizi telefon, e-posta, WhatsApp veya iletişim formuyla iletebilirsiniz.

WhatsApp

Kısa sorularınızı yazılı olarak iletebilirsiniz. Mesajlar mesai saatlerinde yanıtlanır.

WhatsApp'tan yazın

Telefon ve e-posta

0536 226 26 26
info@etyohukuk.com
Pazartesi – Cuma, 09.00 – 18.30
İletişim formu

Konum

Bulgurlu Mah. Alemdağ Cad. Tokgözler İş Merkezi No:110 K:3 D:31 Üsküdar / İstanbul

Yol tarifi
WhatsApp